3/10/2006 - son yazım...
Yaratılanların istisnasız hepsinin ezeli ve ebedi yoktur, ezeli olmayıp ebedi olan tek varlık İNSAN'dır.
Blogcu.com'a ilk başladığımda üye sayısı onbin civarındaydı şimdilerde yüzbinlerle ifade ediliyor artık.
İlk başladığımda ayırımsız herkesi üye yapıyorlar ve kimin ne yazacağına da karışmıyorlardı,yeterki üye gelsin düşüncesindeydiler. Herhalde üye sayısında istedikleri rakamlara ulaştılar ki bazı yazıları yazamazsınız, yasak , sileriz gibi uyarılar yapmaya başladılar.
Geçtiğimiz aylarda mynet iki sitemin bazı bölümlerini hiçbir uyarı yapmadan sildi,ben de kayyo.com'da yenilerini yaptım. O siteler için çok zaman ve emek vermiştim, ne yapalım bedava site yaparsan bunlar başına geliyor, blogcu.com da bedava bir site olduğundan canımın istediğini yaparım diyor demekki.
Ve blogcu.com'un bu yasakçı tavrına karşılık blogcu'da bulunan iki blogumu kapatıyorum.
Blogcudaki yazılarım dolayısıyla kırdığım veya incittiğim kimseler varsa hakkını helal etsinler.
Blogcuda bulunan yazılar şayet blogcu silmezse yayına devam edecek, umulur ki faydalananlar olur.
YENİ BLOGUMA BEKLERİM...
http://ebrar.wordpress.com/
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/5/2006 - Bozuk inanç küfre götürür
Küfürden, imansızlıktan sonra en
kötü huy, ahlâk, "Bid'at i'tikâdı" yani yanlış, sapık inançtır. İmanın
bozuk ve sapık olmasıdır. Müslümanların çoğu, bu kötü hastalığa
yakalanmışlardır.
His organları ile anlaşılamıyan, hesap ile
ulaşılamıyan şeylerde akıl yürütmek ve aklın yanıldığı şeylere inanmak,
insanı bu hastalığa sürükler. Her Müslümanın (i'tikâdda mezheb)in iki
imâmından birine, yani (Mâtürîdî) veya (Eş'arî) mezhebine tâbi olması
lâzımdır. Bu iki imâmdan birini taklîd etmek, insanı bu hastalıkdan
kurtarır. Çünkü, (Ehl-i sünnet) âlimleri, aklın ermediği bilgilerde,
yalnız Kur'ân-ı kerîme ve hadis-i şeriflere uymuşlar, akllarını yalnız
bu ikisinin manalarını arayıp bulmakda ve anlamakda kullanmışlardır. Bu
manaları, Eshâb-ı kirâmdan, Onlar da, Resûlullahdan öğrenmişler ve
öğrendiklerini kitaplarına yazmışlardır.
Kur'ân-ı kerîmde ve hadis-i şeriflerde açıkca
bildirilmiş olan birşeye inanmıyan veya şübhe eden (Kâfir) yani Allahın
düşmanı olur. Açık olarak bildirilmemiş, şübheli olan emirlere yanlış
mana vermek (Bid'at) olur. Kur'ândan, hadîsden yanlış mana çıkarana
(Bid'at sâhibi) denir.
Kendi anladıklarına, düşüncelerine Kur'ân, hadîs
diyene (Zındık) denir. Bu yanlış anladığına inanan, bid'at sâhibi olur.
Böyle şey olmaz, aklım kabûl etmez derse, kâfir olur. Bir harama mubah
diyen kimse, bir âyete veya hadis-i şerife dayanarak söyliyorsa, kâfir
olmaz, bid'at sâhibi olur.
Ebû Bekir ile Ömerin hilâfete seçilmeleri haklı
değildi demek bid'atdir. Hilâfete hakları yok idi demek küfürdür.
Hanefî mezhebinin âlimleri, i'tikâdda, Ebû Mansûr Mâtürîdî hazretlerine
tâbi olmuşlardır. Mâlikî, şâfi'î ve hanbelî mezheblerinin âlimleri,
i'tikâdda, Ebül-Hasen Eş'arî "rahime-hullahü teâlâ" hazretlerine tâbi
olmuşlardır.
Bu iki mezhebin esâsda ayrılıkları yoktur. Her ikisi
de, hak yoldadır. Muhammed Hâdimî hazretleri Bid'at sâhiblerinin
muhakkak Cehenneme gidecekleri kitaplarında uzun yazmaktadır.
Amelde, ibadetlerde dört mezhebden birine uymıyan
Ehl-i sünnetten ayrılır. Ehl-i sünnetten ayrılanın da sapık veya kâfir
olacağı S. Ahmet Tahtavi hazretlerinin Dürr-ül-muhtar haşiyesinde
yazılıdır. Abdülgani Nablüsi hazretleri de, "Bugün dört mezhebden
başkasına uymak caiz değildir. Kur'an-ı kerimin manasını öğrenmek
isteyen, Ehl-i sünnet âlimlerinin kelam, fıkıh ve ahlâk kitaplarını
okumalıdır!" buyuruyor.
İSLAM AHLAKI kitabının, ibadetler haricindeki nasihat kısımlarından derlenmiştir.(kaynak: guzelislam.com)
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
30/5/2006 - Bozuk inançlık kimselerin peşinden gitmek
Kötü huylardan biri de
tanımadığı, itikatını, yaşayışını bilmediği kimselerin peşinden
gitmektir. Ehl-i sünnet âlimi olduğu anlaşılmayan kimsenin sözlerinin,
kitaplarının ve kendisinin medh olunmasına, yaldızlı, ateşli
propagandalara aldanarak, buna tâbi olmak câiz değildir.
Nasıl kimse olduğunu araştırmadan, onu güvendiği
kimselere sormadan, i'tikâdında, sözlerinde ve ibâdetlerinde ona uymak,
insanı felâkete götürür.
Ehl-i sünnet âlimi olan hakîkî din adamlarının kabûl
ve tasdîk etmediği kitaplardan ve sözlerden din bilgisi öğrenmeğe
kalkışmamalıdır. Her din kitapına uyarak ibâdet yapmak câiz değildir.
Ehl-i sünnet olmayan din adamlarının kitaplarına ve sözlerine
uymamalıdır.
Âlim görünen ve din adamı denilen herkesin sözüne veya
kitapına uyarak amel etmek câiz değildir. Kıymetli kitaplardan
toplanmış, terceme edilmiş Ehl-i sünnet âlimlerinin yazdıkları (ilmihâl
kitapları)nı okumalıdır. Böyle tercüme edilmemiş, kafadan yazılmış
ilmihâl kitaplarını ve uydurma tefsîrleri okumak, insanı dünya ve
âhıret felâketlerine sürükler.
Mesela, zamanımızdaki sinsi din düşmanlarının fikir
babalarından olan Kazanlı Mûsâ Carullah, Kur'ân-ı kerîme ve hadis-i
şeriflere inanmayıp, yeni bir din uydurup, buna İslâmiyet demektedir.
Yaldızlı kelimelerle, Müslümanlara gerici, Ehl-i sünnet âlimlerine
yobaz demektedir. Kur'ân ve hadîsler, bugünkü fen bilgileri ile
yetişmiş olan gençlerin uyacakları bir din değildir diyerek, uydurduğu
düşüncelerine din demekde, kitapları ile gençleri aldatmaktadır.
Bu tür zararlı kimselere aldanmamak için, kimin
yolundan gittiğimize ve kimin kitaplarını okuduğumuza, dinimizi
kimlerden öğrendiğimize dikkat etmemiz gerekir.
Allah'a imandan sonra, ibâdetlerin, üstünlüklerin en
kıymetlisi, Ehl-i sünnet i'tikâdında olmaktır. Ehl-i sünnet demek,
i'tikâdda ve söylemekte ve her işte ve ibâdetlerde ve insanlara karşı
yapılan işlerde, Muhammed aleyhisselâmın sünnetine, yani yoluna ve
Eshâb-ı kirâma ve Tâbi'înin ve daha sonra gelen Ehl-i sünnet
âlimlerinin icmâ'ına, yani söz birliğine uymaktır.
Bunların yolunu, fıkh ve ilmihâl kitaplarından okuyup
öğrenmek lâzımdır.Hakîkî Müslüman, bu yolda olanlardır. Müslümanların
çoğu nefslerine ve kısa akllarına, kendi görüşlerine uyarak, Ehl-i
sünnet âlimlerinin yolundan ayrılmışlar, (bid'at ehli) olmuşlardır.
Müslümanın en büyük vazifesi kendini, çoluk çocuğunu ve yakınlarını
bozuk fırkalardan korumak olmalıdır. İSLAM AHLAKI kitabının, ibadetler haricindeki nasihat kısımlarından derlenmiştir.(kaynak: guzelislam.com)
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
29/5/2006 - Bütün insanlar dört sınıfa ayrılmıştır
Büyük islâm âlimi İmâm-ı Gazâlî hazretleri insanları dört kısma ayırmaktadır:
Bunlardan birinci kısmdakiler, dünyada yimek içmek ve zevk etmekden başka bir şey bilmiyenlerdir.
İkinci kısmdakiler, cebir, şiddet, zulüm ile hareket edenlerdir.
Üçüncü kısmdakiler, hîlekârlık ve mürâîlikle etrâfındakileri aldatanlardır.
Ancak dördüncü kısmdakiler dinimizin bildirdiği güzel ahlâk ile ahlaklanan hakîkî Müslümanlardır.
Unutmamak lâzımdır ki, her insanın kalbinden Allahü
teâlâya giden bir yol vardır.Bütün mesele, bu yoldan İslâm nûrunun
insanlara ulaştırılmasıdır. O nûru kalbinde hisseden bir insan, hangi
kısımdan olursa olsun, yaptığı fenâlıklara pişmân olur ve doğru yolu
bulur.
Eğer bütün insanlar, islâm dînini kabûl etseler,
dünyada ne fenâlık, ne hîlekârlık, ne harb, ne şiddet ve ne de zulüm
kalırdı. Bunun için, tam ve mükemmel bir Müslüman olmağa gayret etmek
ve Müslümanlığın esâsını ve inceliklerini ve güzel ahlâkını îzâh
ederek, bütün dünyaya yaymak, hepimizin boynuna düşen bir borçdur. Bunu
yapmak cihâd olur.
Başka dinden de olsa, insanlara dâimâ tatlı dille ve
anlayışla hitâb etmelidir. Bunu, Kur'ân-ı kerîm emir etmektedir.
Müslüman olmıyanın yüzüne karşı, kâfir, dinsiz diyerek, onun kalbini
incitmenin günah olduğu, böyle söyliyenin cezâlandırılması lâzım
olduğu, fıkh kitaplarında yazılıdır.
Maksad, herkese islâm dîninin yüceliğini anlatmaktır.
Bu cihâd da, ancak tatlı dille, sabır, ilim ve imanla olur. Bir kimseyi
bir şeye inandırmak isteyenin evvelâ kendisinin ona inanması şarttır.
Mümin ise, hiç bir zaman sabrını kaybetmez ve inandığını anlatmakda
müşkilât çekmez. İslâm dîni kadar, açık ve mantıkî hiç bir din yokdur.
Bu dînin esâsını anlıyan bir kimse, herkese bu dînin biricik hak din
olduğunu kolaylıkla isbât edebilir.
Hülâsa, hakîkî Müslüman, bütün iyi huylara sâhib,
vakarlı, seciyeli, bedenen ve rûhen tertemiz, her türlü i'timâda lâyık,
mükemmel bir insandır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
"Din kardeşine karşı güler yüzlü olmak, ona iyi
şeyleri öğretmek, kötülük yapmasını önlemek, yabancı kimselere aradığı
yeri göstermek, sokakdan, taş, diken, kemik ve benzerleri gibi çirkin,
pis ve zararlı şeyleri temizlemek, başkalarına su vermek hep
sadakadır."
İSLAM AHLAKI kitabının, ibadetler haricindeki nasihat kısımlarından derlenmiştir.(kaynak: guzelislam.com)
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
29/5/2006 - Cahilliğin ilâcı
Cehalet, insanı dünya ve ahıret
saadeti olan imandan mahrum bırakır. Veyahut da sahip olunan imanın
elden çıkmasına sebep olur. Bunun için iman edilecek şeyleri ve
farzlardan, haramlardan meşhûr olanları, lüzûmu kadar öğrenmek farzdır.
Bunları öğrenmemek haramdır. İşitip de, öğrenmeğe ehemmiyyet vermemek
küfür olur.
Cahilliğin ilâcı, çalışıp öğrenmektir. Cehalet yanlış,
sapık i'tikâda sebep olur. Yunan felsefecilerinden ve Müslümanlardan
yetmişiki bid'at fırkasından imanı gidenler böyledir. Bu cehâlet,
birincisinden daha fenâdır. İlâcı bilinemiyen bir hastalıktır.
Îsâ aleyhisselâm, "Sağırı, dilsizi tedâvî ettim. Ölüyü
dirilttim. Fakat, cahilliğin ilâcını bulamadım" demiştir. Çünkü, böyle
kimse, cahilliğini ilim ve kemâl sanmaktadır. Câhil ve rûh hastası
olduğunu bilmez ki, ilâcını arasın! Ancak, Allahü teâlânın hidâyeti ile
hastalığını anlıyan, bu dertten kurtulabilir.
Bugün dünyada çok az da olsa, İslamiyeti duymamış,
işitmemiş insanlar mevcuttur. Bunların durumu, İslamiyeti duymuş fakat
kabul etmemiş kimselerle aynı olmayacaktır.
Bu hususta ikinci bin yılın yenileyicisi büyük âlim
İmâm-ı Rabbânî hazretleri, "Mektûbât" kitapının birinci cildinin
ikiyüzellidokuzuncu mektûbunda şöyle buyuruyor:
"Dağda yetişip, hiçbir din duymayıp, puta tapan
müşrikler, ne Cennete, ne de Cehenneme girmiyeceklerdir. Âhırette
dirildikden sonra, hesâba çekilip, zulümleri, kabâhatleri kadar, mahşer
yerinde azâb çekeceklerdir. Herkesin hakkı verildikden sonra, bütün
hayvanlar gibi, bunlar da, yok edileceklerdir. Bir yerde sonsuz
kalmıyacaklardır.
Herkesin aklı, dünya işlerinde bile, şaşırıp
yanılırken, Allahü teâlânın, aklları ile bulamadıkları için, kullarını
ateşde sonsuz olarak yakacağını söylemek, bu fakire çok ağır
gelmektedir. Küçük iken ölen kâfir çocukları da, böyle yok olacaklardır.
Bir Peygamberin "aleyhimüssalevâtü vetteslîmât"
vefâtından sonra, çok vakit geçip, zâlimler tarafından din bozularak,
unutulduğu yerlerde yaşayıp, Peygamberlerden ve İslâmiyetden haberi
olmıyan insanlar da, Cennete ve Cehenneme sokulmıyacak, böyle tekrâr
yok edileceklerdir. Kâfir memleketlerinde yaşayıp, İslâmiyeti
işitmeyenler de böyledir."
İSLAM AHLAKI kitabının, ibadetler haricindeki nasihat kısımlarından derlenmiştir.(kaynak: guzelislam.com)
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
İlahi düzende hiçbir şey küçük olmadığı gibi, hiçbir şey de büyük değildir. Ne mutlu bu sözleri anlayabilene. Çünkü bunları anlamak demek, yüce sırlara sahip olmak demektir.
Arkadaşlarım
• ismailkorpe • mag0323 • Özkan Özdemir • sukretmiyoruz • gokberkler • babasininbarbiesi • ihl01 • aynalibaba
|